2019 Yılının Bilimsel Keşifleri

2019 Bilimsel Açıdan İnanılmaz Bir Yıl oldu

Aralarında Gök bilimciler, antropologlar, jeologlar bulunan bilim insanları 2019’da akıl almaz bazı keşifler yaptılar.
En akılda kalıcıları arasında, bir kara deliğin görüntüsü var.
2019’da araştırmacılar gizli bir kıta keşfetti, dev bir kalamar videosu çekti ve yaklaşık 9 milyon kilometre uzaktaki bir asteroide sonda gönderdi.
Yeni bir yıla ve yeni bir on yıla girerken 2019’dan akıllara durgunluk veren bazı bilimsel keşiflere kısa bir bakış;

2019’un ilk gününde NASA’nın Yeni Ufuklar Uzay Aracı yaklaşık 6.5 milyar km uzakta bir dağ büyüklüğündeki nesnenin yakınından geçti.
Arrokoth adı verilen nesne insanlığı ziyaret ettiği en uzak nesne oldu. Uzak ufuklar saatte 52.000 km hızla giderken bu uzay kayasının fotoğraflarını çekti.
Görüntüler Arrokoth’un küresel değil gözleme gibi düz olduğunu ortaya koyuyor. Benzeri görülmemiş veriler büyük olasılıkla güneş sisteminin evrimi ve Dünya gibi gezegenlerin nasıl oluştuğu hakkında yeni ipuçları ortaya koyacak.

Aynı ay içinde Çin’in uzay aracı Chang’e-4 ayın görülmeyen uzak tarafına iniş yaptı.
Daha önce hiçbir ülke veya uzay ajansı ayın karanlık tarafına inmemişti.
Sonda, ayın güney kutbunda yaklaşık 3.9 milyar yıl önce meydana gelen büyük bir çarpışmanın bulunduğu Aitken Havzasına indi. Göksel çarpışma, muhtemelen ayın kabuğuna kadar uzanan 2.500 km genişliğinde bir etki alanı bıraktı . Uzay aracının bu krater içine inmesi, bilim insanlarının ayın en eski kayalarından bazılarını incelemelerini sağlayabilir.

Bir Japon uzay aracı Dünya’dan yaklaşık 9 milyon km uzaktaki Ryugu adlı bir astreodin yüzeyine indi
Japon Havacılık Araştırma Ajansı’nın 2014 yılında fırlattığı Hayabusa-2 2018 Haziran’ında Ryugu’ya ulaştı ancak, bu seneye kadar yüzeye inmedi.
Uzay kayalarının derinliklerinden örnek toplamak için Hayabusa-2 , inişten önce asteroitte bir delik açtı. Görev planı Hayabusa-2’nin örneklerle geri gelmesini istiyor.

Voyager 2 Uzay Aracı Güneş Sistemini terk etti ve yıldızlararası uzaya geçti
Uzay aracı Güneş Sistemimizin uzak kenarında Heliopause olarak biline alanda daha önce bilinmeyen sınır katmanları hakkında görülmemiş veriler gönderdi.
Bu sınır katmanlarının keşfi, yıldızlararası uzaya geçişte daha önce bilinmeyen aşamaların olduğunu gösteriyor

Güneş Sistemimizin dışında hayat bulunması en olası bir gezegen keşfedildi.
Eylül ayında bilim insanları potansiyel olarak yaşanabilir bir gezegende su buharı keşfettiklerini duyurdular. K2-18b adlı gezegen, 110 ışık yılı uzaklıktaki kırmızı bir cüce yıldızın yörüngesinde dönen bir süper dünyadır.

Event Horizon ekibi Nisan ayında, ilk kez bir kara deliğin görüntüsünü yayınladı.
Eşi görülmemiş fotoğraf, Messier 87 galaksisinin merkezindeki, Dünya’dan yaklaşık 54 milyon ışık yılı uzakta olan süper kütleli kara deliği gösteriyor . Karadeliğin kütlesi 6.5 milyar güneşe eşit.
Görüntü biraz bulanık olsa da , tahmin edildiği gibi, kara deliklerin parlayan bir ışık halkasıyla çevrili karanlık küreler gibi göründüğünü gösterdi .
Bilim adamları on yıllar boyunca kamerada bir kara delik yakalamak için mücadele ettiler. Çünkü kara delikler uzat zamanı bozarak yarattıkları yerçekiminden ışık dahil hiçbir şeyin kurtulamayacağı bir yapı oluşturuyor. Bu yüzden, görüntünün merkezinde mükemmel bir daire şeklinde benzersiz bir gölge bulunuyor.

Bu yılki tek kara delik keşfi bu değildi: Bilim adamları ilk kez yakındaki bir nötron yıldızını yiyen bir kara delik tespit ettiler.
Ağustos ayında astrofilizikçiler bir kara delik ve bir nötron yıldızı arasındaki çarpışmayı tespit ettiler.
Einstein 1915 yılında yerçekimi dalgalarının varlığını tahmin etmişti, ancak dünyadan fark edilmeleri için çok zayıf oldukları düşünülüyordu. Gelişen teknoloji bunun aksini gösterdi.
İlk olarak 2015 yılında iki kara deliğin birleşmesi tespit edildi, daha sonra 2017 yılında iki nötron yıldızının birleşmesi gözlemlendi.
2019 yılı ağustos ayında ise bu defa bir nötron yıldızı ile bir kara deliğin çarpışması yada bir kara deliğin bir nötron yıldızını yutması olayı tespit edildi. Dünyamızdan çok uzaklarda ve yaklaşık bir milyar yıl önce gerçekleşen olay sırasında uzay zamanda kırışmalar sebep oldu ve oluşan yerçekimi dalgaları bu yıl dünyadan geçtiler.

SpaceX, Mart ayında NASA astronotları için tasarlanan ticari bir uzay gemisi olan Crew Dragon’u yörüngeye soktu.
İnsanları taşımak için tasarlanan ilk ticari uzay gemisi dünyadan ayrıldı. Bu sivil uzay taşımacılığı için çok önemli bir kilometre taşı.

Bilim adamları bir uzay aracını itmek için güneş ışığının gücünü başarıyla kullandılar.
Bu yaz, bilim iletişimcisi Bill Nye liderliğindeki Gezegen Topluluğu, LightSail 2 adlı bir uyduyu yörüngeye fırlattı ve burada 344 metrekarelik bir güneş yelkenini açtı.
Güneşten gelen yüklü parçacıklar yelkene çarparak yansıyor ve bu esnada uzay aracına momentum sağlıyor.
Bu şekildeki bir uzay aracı uzayda neredeyse sınırsız bir enerji kaynağına sahip oluyor. Bu şekilde hareket eden bir uzay gemisi ışık hızının yaklaşık yarası kadar bir hıza ulaşarak, enerji sorunu nedeniyle şu anda erişemediğimiz yakın yıldız sistemlerine ulaşımı sağlayabilir.

Bir diğer dönüm noktası BM raporu, 500.000 ila 1 milyon arasında bitki ve hayvan türünün, on yıl içinde yok olma ile karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.
Nisan ayında hazırlanan raporda amfibi türlerin %33’ünün deniz memelileri, resifleri oluşturan mercan ve böcek türlerinin %10 ile %33’ü arasında kalan bir bölümünün insan eylemlerinin bir sonucu olarak tehdit altında olduğunu ortaya kondu. Raporda ayrıca 500.000’den fazla kara hayvanı türünün hayatta kalmalarını sağlayacak doğal yaşam alanlarını kaybettikleri belirtildi.
Bu dünyanın altıncı kez “bir büyük yok oluşun” eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte, uzun süredir kayıp olan bir tür bu yıl vahşi doğada ortaya çıktı.
Haziran ayında, bilim adamları Meksika Körfezi’ndeki derin deniz habitatında dev bir mürekkep balığı gördüler.
Kraken efsanesine ilham veren dev kalamar videoya yakalandı. Bu yaratıkların habitatı denizin 300 metre altındaki soğuk sulardır.

Doğanın bir başka gizemi Avrupa kıtasının altında keşfedildi. Kayıp bir kıta
Yüz milyonlarca yıl önce dünyada tek süper kıta olan Pangea vardı. Daha sonra katman tektoniği bu kıtayı parçaladı ve bugün bildiğimiz kıtalar oluştu. Bu parçalanma sırasında bildiğimiz yedi kıtanın dışında sekizinci bir kıtanın 120 milyon yıl önce Güney Avrupa’nın altına girdiği tespit edildi. Bu kıta, halen dünyanın derinliklerinde gizli.
Araştırmacıların Büyük Adria adını verdiği bu kıtanın yüzeye en yakın bölgeleri Alpler gibi dağ sıralarını oluşturdu.

Bilim İnsanları kemiksiz fosilleşmiş bir malzeme kullanarak insan genomuna ulaştılar. Malzeme sürpriz; bir sakız
Arkeologlar huş ağacından elde edilen bir sakız buldular.
Zift parçası, bilim adamlarının sıraladığı eski DNA’yı içeriyordu. Sakızın 5,700 yıl önce yaşayan bir avcı-toplayıcı kadın tarafından çiğnendiğini anladılar. Genleri koyu tenli, koyu saçlı ve mavi gözlü olduğunu ileri sürüyor .
Avcı-toplayıcılar taş alet yapmak için huş ziftini tutkal olarak kullandıkları gibi eğlenmek, açlığı bastırmak veya diş ağrılarını hafifletmek için çiğnemiş olabilirler.

Bu yaz araştırmacılar ilk kez kamerada kuantum dolaşıklığını yakaladı.
Kuantum mekaniğine göre, iki parçacık eşleştirilebilir ve ayrılabilir, ancak geniş mesafeler boyunca yakın ve anında bağlı kalabilir. Bir parçacık birbirlerinden ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar diğerini etkileyecektir.
Bu garip fenomen, Einstein’i o kadar sarstı ki; var olabileceğine inanmadan öldü.

Dünya Sağlık Örgütü’ndeki araştırmacılar Ebola ile mücadelede büyük bir başarı elde ettiler.
REGN-EB3 ve mAb-114 olarak adlandırılan iki tedavi, insanların kan dolaşımına enjekte edilen antikor kokteylleridir. Bu terapiler Kongo’daki yeni enfekte hastaların % 90’ını kurtardı.